Dr.Nahit Emanet’ten Nafaka İçin Çözüm Önerileri!

  • 29 Mayıs 2019
  • 179 kez görüntülendi

Bilgisayar Mühendisi Dr. Nahit Emanet, binlerce erkeğin korkulu rüyası olan süresiz nafakayla ilgili dikkat çeken çözüm önerilerinde bulundu.

Dr. Nahit Emanet, Türk toplumunda huzursuzluk oluşturan süresiz nafakayla ilgili önemli çözüm önerileri getirdi.

Nahit Emanet, mevcut sistemin aile yapısını erezyona uğrattığını belirterek, “Ben evli bir insan değilim. Hem geçmişte nafaka yükümlülüğüm olmadı, hem de şu an için böyle bir yükümlülüğüm yok. Yani, olaya tamamen objektif ve dışarıdan bakabildiğimi düşünüyorum. Nafaka sistemi batıda tanımlanmış bir yapıdır. Onların sistemine entegre olarak kendi aile yapımızı uzun sürelerdir erezyona uğrattık ve hala da uğratmaya devam ediyoruz. Nafaka sistemi ile yalnızca Türk aile yapısını bozmakla kalmıyoruz, toplumda huzursuzluk yaratan bir sistemi beslemeye devam ediyoruz” dedi.

Emanet, nafakayla ilgili 3 temel çözümü olduğunu söyleyerek, “Önerilerimi 3 temel başlık altında açıklamaya çalışacağım.  Birinci çözüm önerim; yeni evlenecek kişilere uygulanacak yasa, ikincisi; şu anda boşanmış olanlara uygulanacak olan yasa, üçüncüsü ise; uluslararası kurallardır”diyerek şöyle devam etti:

Evlenecek kişiler için evlilik ön sözleşmesi Türkiye’de zorunlu hale gelmelidir. Devletimiz gerekli kurullarda 4 veya farklı sayıda şablon ön sözleşme hazırlayabilir. Evlenecek kişiler ya kendi hazırladıkları ya da devletin hazırladığı şablonlardan bir tanesini seçer, bunu evlendirme memuru ve şahitler huzurunda kabul ettiklerini belirtirler ve imzalarlar. Bu sayede hem evlenmeyi hem de anlaşmayı toplum önünde kabul etmiş olurlar. Devlet tarafından hazırlanmasını önerdiğim örnek bir Evlilik ön sözleşme şablonu aşağıdaki şekilde olabilir.

“Evlilik ön sözleşmesi her sene yenilenmelidir”
Evlenen kişilerden maddi geliri iyi olan birey, eşinin BES (Bireysel Emeklilik Hesabı) hesabına evlilik ön sözleşmesinde belirtilen miktar kadar parayı ya peşin olarak, ya da belli bir kısmını nakit diğer kısımlarını ay ay yatırmayı taahhüt eder. Devletimizde evlenen kişilerin BES hesabına bir kereye mahsus olmak üzere
belli oranda para yatırabilir.

İleride çocuk olduğu durumda yine çocuğun adına BES hesabına ön anlaşmada belirtilen şekilde para yatırabilirler.

BES’e para yatırma nedeniyle ülkemizin finansal piyasalarına derinlik kazandırılmış olur. Bu sayede yurtdışından gelen ekonomik saldırılara karşı ekonomimiz daha dayanıklı olmuş olur.

Boşanma durumunda geliri düşük olan birey isterse, BES’teki parasını çeker ve madur duruma düşmemiş olur. Ayrıca, mahkemelerde nafaka parası peşinde koşturmamış olur. Nafaka verecek kişilerde “nafaka ödeyememe nedeniyle hapis” gibi çağdışı bir uygulama ile karşılaşmamış olurlar.

Evlilik ön sözleşmesi aynen kira sözleşmesinde olduğu gibi her sene (veya belli aralıklarla) yenilenebilir. Bu sayede, çiftin son yıldaki mali durumu sözleşmeye yansıtılmış olur.

Yukarıda yalnızca örnek bir ön sözleşme şablonunun nasıl olabileceğini açıklamaya çalıştım. Evlenecek kişiler, isterlerse kendi ön anlaşmalarını özgür iradeleri ile yapabilirler.

Ön sözleşmeyi zorunlu hale getirerek, evliliği daha sağlam temeller üzerine oturtabilir ve bireylerin evlilikteki sorumluluklarının neler olduğunu önceden planlamış olabiliriz. Bu sayede, boşanma sırasında çıkabilecek çekişmeleri en aza indirmiş, hakimlerin ve adelet sisteminin yükünü azaltmış oluruz. Bir problemin ortaya çıkmasını bekleyip sonra çözmek yerine, problemin olmamasına çalışmak ve problem çıktığı durumda en az hasar verecek çözümü en erken bulmanın en iyi yol olduğunu düşünüyorum. Nafaka konusunun, gelişmiş batı ülkelerinde de büyük sorun teşkil ettiğini ve oradaki aile yapısını da bozduğunu söyleyebilirim.

Ayrıca olayın ekonomik boyutu olarak yalnızca ABD’de her sene boşanma davalarında avukatlara ödenen miktarın 30 Milyar dolar olduğunu, Türkiye’de avukatların en çok tercih ettikleri davaların boşanma davaları olduğunu hatırlamamızın yararlı olduğunu düşünüyorum. Evliliğin başında problemsiz veya az bir problem ile çözeceğimiz bir meseleyi, boşanma sırasında çözmeye çalışmak ülkemizin bireyleri arasındaki güvensizliği arttırmakta, onları ekonomik olarak daha da zorlamakta, sosyal huzursuzluğu arttırmaktadır.

Halihazırda boşanmış kişiler için önerilerim
Halihazırda boşanmış kişilere yukarıdaki çözüm önerimin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle:

a. Halihazırda boşanmış kişilere toplam evlilik süresinin ¼’ü kadar süre boyunca nafaka verilmesinin (yoksulluk ve tedbir nafakası için) ve maksimum nafaka süresinin 4 sene ile sınırlandırılmasının geçiş dönemi için uygun bir ara çözüm olacağını düşünüyorum. 4 seneden sonra nafaka ihtiyacı olan bireylerden gerekli şartları sağlayan kişilere (yaş durumu, engelli olma durumu vs) devlet tarafından nafaka verilmeye devam edilmesi yararlı olacaktır.

b. Çocuk (iştirak nafakası) Bu nafakanın çocuğun 18 yaşına gelene kadar her iki birey tarafından karşılanmasını ve miktarının her yaş kategorisi için devlet tarafından her yıl açıklanmasını, bu miktarı veremeyeceğini ispatlayan kişiler için nafakanın devlet tarafından karşılanılmasının uygun olacağını düşünüyorum. Çocuk nafakası için daha geniş açıklamalarım olabilir ama konuyu şimdilik daha karmaşık hale getirmemek için burada açıklamamı kısa olarak bırakıyorum.

c. Eş’e verilen aylık nafakanın da şu formülle hesaplanmasını öneriyorum. Aylık Nafaka = ((Geliri yüksek olan bireyin aylık maaşı) * 0.3) – ((Geliri düşük olan bireyin aylık maaşı)*0.2)

d. Nafaka ödenememesi durumunda hapis cezası verilmesininin tamemen kaldırılmasını ve geçiş dönemi için gerekirse c. şıkkında belirlenen miktarın, bir üst limit dahilinde, devlet tarafından karşılanmasını öneriyorum

Uluslararası kurallara uyumluluk ve Türk vatandaşlarının korunması
Ülkemiz 2017 yılında uluslararası “Convention of 23 November 2007 on the International Recovery of Child Support and Other Forms of Family Maintenance”
(http://uhdigm.adalet.gov.tr/sozlesmeler/coktaraflisoz/lahey/turkce_lah38.pdf) anlaşmasını imzalamış. Biz bu anlaşmayı en geniş anlamda imzalamışız. Pek çok ülke yalnızca çoçuk nafakası için bu anlaşmayı imzalarken, biz çocuk olmadığı durumda da bu anlaşmaya uyacağımızı belirtmişiz. Sanırım, bu anlaşmayı imzalayanlar yurtdışında eş nafaka uygulamasının problemleri konusunda bilgi sahibi değillerdi. Bu problemler yakın zaman ülkemize taşınmış olacaktır.

Eş nafakası (çocuk olmadığı durumda) noktasında uyguladığımız ayrıcalıkları kaldırmalıyız diye düşünüyorum. AB ve ABD yetkililerinin ülkemize karşı iki yüzlü ve aşağılayıcı davranışlarını her fırsatta gözlemliyoruz. Kendi menfaatlerini korumak konusunda sınır tanımayan, adalet kavramını tek taraflı anlayan, empatiden yoksun bir Batı hegomanyasıyla karşı karşıyayız. Ülkemize yapılan bu çiftte standartlı yaklaşımın, yalnızca hükümet düzeyinde kalmadığını, yurtdışında
yaşayan vatandaşlarımızın da oraların mahkemelerinde iki yüzlü, yanlı ve ırkçı yaklaşımlar ile karşılaştıklarını kolaylıkla tahmin edebilirsiniz.
2017 yılında imzaladığımız anlaşma ile yabancı ülke mahkemeleri tarafından alınan kararlar mahkemelerimizce pratikte aynen kabul ediliyor ve her ödenememiş nafaka için Türkiye’de 3 ay hapis cezası verilebiliyor.

Bu noktanın ülkemizin egemenliği ve vatandaşlarımızın haklarının korunması noktasında problem yarattığını düşünüyorum. Yabancı bir ülkenin yanlı bir mahkemesinin verdiği kararın ülkemizin neredeyse sorgusuz sualsiz kabul etmesini ve kendi vatandaşlarımıza dolaylı olarak hapis cezası vermesini anlayamıyorum. Uluslararası yükümlülüklere uyarak bu durumu engellemenin en uygun çözümünün nafaka ödenememesi durumunda hapis cezası verilmesinin kaldırılması olduğunu düşünüyorum.

Kaynak : Türkgün Gazetesi

Etiketler:

En güncel haber ve gelişmelerden, anında haberdar olmak için YouTube kanalımıza abone olup bildirimleri açmayı unutmayın! Kanalımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz